1 Temmuz 1878’de Sultan II. Abdülhamit, devletler hukukunda benzeri görülmemiş bir kararla Kıbrıs Adası’nı sözde “emaneten” İngiltere’ye bıraktı. Ancak o emanet bir daha geri dönmedi. Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez savaşmadan toprak kaybediliyordu. O günden itibaren adadaki Türk vatandaşlarına karşı sistematik işkence ve soykırım politikası başladı. Bu zulüm yıllarca devam etti.
1974’te Yunanistan’ın “Enosis” (Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama) amacıyla düzenlediği darbe, savaşın fitilini ateşledi. Yapılan görüşmelerden olumsuz cevaplar gelince dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş, harekâtı başlatan tarihi telefonu açtı ve “Ayşe tatile çıksın” dedi.
20 Temmuz 1974 sabahı saat 06.05’te, Rum radyolarında “Bekledim de gelmedin” şarkısı çalarken Türk askeri “Bir gece ansızın gelebilirim” nidalarıyla adaya indi. Kıbrıs’ın kaderini değiştiren bu an, tarihe altın harflerle yazıldı. Türk askerini gören Kıbrıs Türkleri sevinç gözyaşlarına boğulurken, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, harekâtın sadece Türk halkına değil, Rum halkına da barış getireceğini söyledi ve sözünü tuttu.
Bu kararlı tutum üzerine ABD, Türkiye Cumhuriyeti’ne ambargo uyguladı. Fakat Başbakan Ecevit bir adım dahi geri atmadı. Bugün “yağ kuyruğu vardı” diye eleştiren cahillerin aslında ne için o kuyrukta beklediğini bilmeden gençlere “tavsiye” vermelerinin sebebi de budur. O kuyruklar, masum halkın hayatını kurtaran, Kıbrıs’ı yeniden Türk yurdu yapan ve verilen onca şehidin bedelidir.
Kıbrıs şehitlerimizi ve Kıbrıs Fatihi Bülent Ecevit’i saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Burcu ERGÜL
Bir Gece Ansızın Gelebilirim
1 Temmuz 1878’de Sultan II. Abdülhamit, devletler hukukunda benzeri görülmemiş bir kararla Kıbrıs Adası’nı sözde “emaneten” İngiltere’ye bıraktı. Ancak o emanet bir daha geri dönmedi. Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez savaşmadan toprak kaybediliyordu. O günden itibaren adadaki Türk vatandaşlarına karşı sistematik işkence ve soykırım politikası başladı. Bu zulüm yıllarca devam etti.
1974’te Yunanistan’ın “Enosis” (Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama) amacıyla düzenlediği darbe, savaşın fitilini ateşledi. Yapılan görüşmelerden olumsuz cevaplar gelince dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş, harekâtı başlatan tarihi telefonu açtı ve “Ayşe tatile çıksın” dedi.
20 Temmuz 1974 sabahı saat 06.05’te, Rum radyolarında “Bekledim de gelmedin” şarkısı çalarken Türk askeri “Bir gece ansızın gelebilirim” nidalarıyla adaya indi. Kıbrıs’ın kaderini değiştiren bu an, tarihe altın harflerle yazıldı. Türk askerini gören Kıbrıs Türkleri sevinç gözyaşlarına boğulurken, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, harekâtın sadece Türk halkına değil, Rum halkına da barış getireceğini söyledi ve sözünü tuttu.
Bu kararlı tutum üzerine ABD, Türkiye Cumhuriyeti’ne ambargo uyguladı. Fakat Başbakan Ecevit bir adım dahi geri atmadı. Bugün “yağ kuyruğu vardı” diye eleştiren cahillerin aslında ne için o kuyrukta beklediğini bilmeden gençlere “tavsiye” vermelerinin sebebi de budur. O kuyruklar, masum halkın hayatını kurtaran, Kıbrıs’ı yeniden Türk yurdu yapan ve verilen onca şehidin bedelidir.
Kıbrıs şehitlerimizi ve Kıbrıs Fatihi Bülent Ecevit’i saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.