Ön Seçim İsteyen Örgüt Susturuldu, Dayatılan Belediye Başkanları Birer Birer AKP’ye Katıldı
2024 yerel seçimleri sürecinde Türkiye'deki genel atmosfer, sosyal demokrat ideolojinin yükselmesi için oldukça uygun bir zemin sunuyordu. AKP'nin yıpranmış siyaseti ve ekonomik krizin getirdiği gerileme, Cumhuriyet Halk Partisi için önemli bir imkan yaratmıştı. Ancak o dönemde partiye hakim olan yönetim kadrosu, aday belirleme aşamasında bu durumu değerlendirmek yerine, kendi yakın çevresindeki isimlerle hareket etmeyi bir siyasi başarı olarak gördü. Listelere kendi yanlılarını yerleştirmek adına her türlü dayatma ve entrikayı devreye soktu.
İstanbul Çekmeköy'de de benzer bir anlayış söz konusuydu. Dönemin CHP yönetimleri, örgüt içerisinde yükselen “ön seçim istiyoruz” taleplerini ve iradesini kesin bir şekilde reddederek, sadece kendi siyasi menfaatlerine hizmet edecek isimleri dayattı. Oysa Çekmeköy'de CHP değerlerini benimsemiş Çetin Çapan öncülüğündeki örgüt, net bir duruş sergileyerek şöyle diyordu: “Ön seçim istiyoruz. Kim kazanır ve örgütün onayını alırsa, hepimiz onun etrafında kenetleniriz.” Buna rağmen dönemin yönetim kadrosu, “Yapay zekâ ile belirledik, kazanma ihtimali yüksek adaylarla yola çıkıyoruz” iddiasıyla, aslında kendilerine hizmet edecek kişileri tercih etti. Bu durum, bugün çok daha net bir şekilde görülmektedir.
Nihayetinde, partiyi hileli yöntemlerle ele geçiren ve “arkadaş” maskesi takan içimizdeki İzlandalılar; Türkiye'nin konjonktürel durumu ve AKP'nin kendi tabanını küstürmesi sayesinde önemli bir oy oranına ulaştılar. Ancak asıl olan oyların sayısı değil, yürütülen siyasetin ideolojik tutarlılığı ve sahip olduğu değerler sistemiydi. İşgalci kadroların belirlediği belediye başkanlarının tek tek AKP saflarına geçişine tanıklık ederken, bu gruptan sosyal demokrat, solcu, yurtsever ve devrimci yurttaşlardan bir kez olsun özür dilendiğini görmedik.
Siyasi hırslarıyla ve sürü psikolojisiyle hareket eden, kandırılmış kitlelerin geçici takdirleriyle; plansız, programsız ve tüzük tanımaz bir şekilde ülkeyi yönetmeye çalıştıklarını üzülerek izliyoruz. Bu tuhaf topluluğun, CHP logosuyla seçilen kişilerin AKP hesaplarına dahil olmasına sessiz kalması; aynı grubun partiyi nizip siyasetiyle yönlendirerek, dar bir kitlenin desteğiyle CHP'yi itibarsızlaştıran hamlelerine sürmesi bizi derinden yaralamaktadır.
Çok yakın bir gelecekte; amblemsiz, logosuz, ilkesiz, programsız ve vasıfsız bir şekilde kurdukları siyasi oluşumun da yok olacağını, kendilerinin ise ayak siyasetine mahkum kalacaklarını üzülerek öngörüyoruz. Son olarak şunu vurgulamak isteriz: İdeolojik kavramlar tüm dengelerin üzerindedir. Gerçek bir inanmışlık, tüm büyük başarıların temelidir.
CHP'yi bir süredir yöneten bu içimizdeki İzlandalıların algısıyla partiyi kendileri gibi basiretsiz bir noktaya çekme girişimlerine izin vermeyeceğiz; Cumhuriyet Halk Partisi'ni ideal bir güçle, kararlılıkla, azimle ve inançla savunmaya devam edeceğiz. Çünkü Cumhuriyet'in kutsal emanetini ihanet siyasetiyle ele geçirenlerin kendi sonlarını izlemek değil, ülkemiz ve ideolojimiz adına gerçekten kederleniyoruz.
Bayram ÇAĞLAYAN
www.engozdehaber.com